25 Mayıs 2018 Cuma

BEBEK GİYSİ ÇEŞİTLERİ

00:51:00 0

Bebek giysi modellerini seçerken öncelikle rahat ve kullanışlı olmasına dikkat edilmeli ve moda ikinci plana atılmalıdır. Bebek büyüdükçe hareketlerini kısıtlamayan, rahat giysiler seçilmelidir. İlk aylarda genellikle boydan tulum giyen bebeklerin altı ay sonunda giyebilecekleri giysi çeşitleri artmaktadır. Boydan elbiseler, ikili takımlar, pijamalar, pantolonlar, bahçıvan pantolonlar, şortlar, tişörtler,vs. giydirilebilmektedir.
Yazın güneşten koruyan şapkalar, kışın ise rüzgar geçirmeyen şapkalar kullanılmalıdır. İlk altı ay grubunda olduğu gibi kışlık giysilerde soğuk ve rüzgar geçirmeyen içi pamuklu anoraklar tercih edilmelidir. Rahat giyilebilen, ayrıntısız, az çıtçıtlı gömlekler, belden lastikli pantolonlar, yumuşak çoraplar ve zarf yakalı fanilalar kullanılmalıdır.

Bir-iki yaşındaki çocukların giysilik kumaşları, bebekliğe oranla daha çeşitli renkli ve değişik konstrüksiyona sahip olabilmektedir. Ancak bu dönem çocuğun en hareketli olduğu dönem olduğundan giysinin rahat ve hareketleri kısıtlamayacak özellikte olması ön planda tutulmalıdır.
Başlıca bebek giysi modelleri ve özellikleri aşağıda olduğu gibidir:

Tulum Fanila

Çeşitli aplike, süsleme ve kumaş türleriyle beraber çok çeşitli tulumlar üretmek mümkündür. Hemen hemen hepsi %100 pamuklu kumaşlardan üretilmektedir. Örneğin süpremden üretilmiş, sade modelli bir tulum, bebeğin gece giysisi olabilmektedir. Tulum çeşitleri, mevsimlere göre ve bebeğin yaşına göre aşağıdaki gibi 4 grupta sınıflandırılabilmektedir:


  • Kollu tulum: Kollu tulum, doğrudan iç çamaşırı üzerine giydirilebilen tulumlardır. Kollu tulumların çıtçıt veya düğmeleri genellikle ön ortadan ağa kadar veya iç bacak ve ağ kısmındadır. Kapatma yerlerinini ağ-iç bacak arasında olması, bebeklerin altlarının değiştirilmesinde kolaylık sağlamaktadır. Ancak çıtçıtların aralıkları ve üst üste binme payları uygun ölçülerde olmalıdır. Aksi halde kapatıldığında dahi aradaki boşlukların gerilimle açılması sağlıklı değildir.
  • Kolsuz tulum: Kolsuz tulumlar, genellikle bluz üzerine giydirilen tulumlardır. Dolayısıyla bebeğin altı değiştirilirken tulum çıkarıldığında üşüme tehlikesini ortadan kaldırmaktadır. Kolsuz tulumların çıtçıt veya düğmeleri genellikle omuzlarda yapılmaktadır. Böylece bebekler, gerek elleriyle gerekse ağızlarıyla düğme veya çıtçıta ulaşamamaktadırlar.
  • Patikli tulum: Özellikle ilk 6 aya kadar patikli tulumlar tercih edilmektedir. Dolayısıyla ayrıca çorap giydirmeye gerek kalmamaktadır. Mevsim ve ortam sıcaklığına bağlı olarak üzerine sadece çorap veya patik giydirilmesi yeterli olmaktadır.
  • Patiksiz tulum: Patiksiz tulumlar ise daha çok altıncı aydan sonra tercih edilmektedir. Bu aylarda bebeğin emekleme dönemine girmesi nedeniyle bebeğe çorap ve yumuşak ayakkabı giydirmek uygundur.

Fanila

Piyasada body olarak bilinen tulum-fanila, bebeğin hareketlenmeye başlamasıyla çok tercih edilen bir giysi çeşitidir. Nedeni ise ağa kadar uzaması, ağ kısmında çıtçıtla kapatılması; dolayısıyla bedenle bütünleşmesidir. Bu nedenle 6. aydan sonra en çok tercih edilmesi gereken giysi çeşitidir. Bu giysi bebeğin hareketi ile belinin açılmasını, dolayısıyla üşümesini engellemektedir.

Fanila


Fanilaları uzun ve kısa kollu diye iki gruba ayırmak mümkündür.
  • Uzun kollu fanila: Uzun kollu fanilalar, kumaş ve model özelliklerine göre iç çamaşırı veya bluz olarak adlandırılmaktadır.
  • Kısa kollu fanila: Kısa kollu fanilalar da, kumaş ve model özelliklerine göre t-shirt veya iç çamaşırı olarak adlandırılmaktadır.

Zıbın


Özellikle ilk 3 ayda giydirilen anvelop şeklinde olan ve doğrudan çıplak deri üzerine giydirilen ve genellikle süpremden dikilen bir giysi çeşididir. Tulumun altına, bebeğin üşümesini engellemek amacıyla giydirilmektedir. Kaynamaya dayanıklı ve oda ısısında sıcak tutmayan pamuklu zıbınlar tercih edilmelidir. Bebek, iyi ısıtılamayan bir ortamda yaşıyorsa uzun kollu ve daha kalın zıbınlar tercih edilmelidir.

Pantolon


Pantolonları patikli-patiksiz ve bahçıvan pantolon şeklinde üçe ayırmak mümkündür.
  • Patikli pantolon: Patikli pantolonlar, ilk aylarda tercih edilmektedir. Bu pantolonlar, ayakkabı giymeye başlayıncaya kadar giydirilebilmektedir.
  • Patiksiz pantolon: Altıncı aydan sonra tercih edilen pantolonlardır. Bazılarının bilek kısımlarına genellikle ribana dikilmekte olup paçanın yukarı toplanması engellenmiş olmaktadır.
  • Bahçıvan pantolon: Genellikle altıncı aydan sonra tercih edilen pantolon olup askıları nedeniyle boyu ayarlanabilmektedir. Aynı zamanda pantolonun belden aşağı düşmesi söz konusu değildir. Bu aylarda bebeğin çok hızlı büyümesi ve bahçıvan pantolonda askıların ayarlanabilir olması, giysiyi kullanışlı hale getirmektedir. Yumuşak, örgü kumaştan yapılmış bahçıvan pantolonlar, bebeklere ilk aylardan itibaren giydirilebilmektedir. Ancak denim gibi sert kumaşlardan yapılmış pantolonların iki yaşına kadar tercih edilmemesi önerilmektedir.

Bluz


Bluz, ilk aydan itibaren kullanılabilmektedir. Tulum içine veya tek olarak giydirilebilmektedir. 6-8 Aydan sonra bebeklerin giysileri daha çok iki parçalı tasarlanmaktadır. Bebeklerin bu yaşlarda anne sütünün yanında başka gıdaları almaları ve kendi kendilerine yemeye çalışmaları nedeniyle üstleri daha çabuk kirlenmektedir. Böylece giysilerin sadece kirlenen parçaları değiştirilmektedir. Dolayısıyla bluz-pantolon ikilisinin kullanımı artmaktadır.
  • Uzun kollu bluz: Mevsim özelliğine bağlı olarak çeşitli örme kumaşlardan bluz yapmak mümkündür. Bu bluzların işlevselliğini yine kullanılan malzeme cinsleri belirlemektedir. Örneğin; süpremden yapılmış uzun kollu bir bluz, baharlık bir üst giysi olabileceği gibi pijama üstü de olabilmektedir.
  • Kısa kollu bluz: Kısa kollu bluzlar, daha çok yaz mevsiminde tercih edilen t-shirtlerdir.

Ceket


Ceketler kapşonlu ve kapşonsuz olmak üzere ikiye ayrılmaktadır:
  • Kapşonlu ceket: Genellikle kış aylarında tercih edilen bu giysinin, içi elyaflı, iç astarı pamuklu, dış kumaşı ise su itici özellikte bir kumaştan yapılmaktadır. Kapşon çevresi kordonla büzülerek başa geçirilmektedir.
  • Kapşonsuz ceket: Özellikle bahar aylarında tercih edilen kapşonsuz ceket, tek kat elyaftan veya hacimli kumaştan yapılabilmektedir.

Dış Tulum


Özellikle ilk aylarda bebeğe giydirilen, iç kısmı elyaflı, astarı pamuklu ve dış kumaşı genellikle PES-Pamuk karışımlı olan kışlık dış giysidir. Kapşonlu olup hem vücudun üst kısmını hem de bacaklarını sıcak tutması nedeniyle soğuk havalar için ideal bir giysidir. Yeni doğan için üretilen dış tulumlar, genellikle patikli ve kapşonlu olup bebeğin vücudu tek parça giysi ile soğuktan korunmuş olmaktadır.

21 Mayıs 2018 Pazartesi

TELA NEDİR

00:56:00 0

Telalar: Tela, giysiden beklenen görünüm, kalite ve etkiyi elde etmek amacıyla kumaşa farklı yöntemlerle tutturulan yardımcı malzemedir. 
İşlenen kumaşa, hacim ve direnç kazandırıp giysiye verilecek biçime katkıda bulunurlar. Böylece kumaşın dikim, yıkama, ütüleme gibi işlemlerde karşılaşabileceği sorunlarda kumaşa destek rolü oynarlar. Görevleri, giysinin biçim ve dayanımını desteklemek, buruşmaya yatkınlığını azaltmak, kumaşa belli bir sertlik ve form kazandırmaktır. Telalar, doğal ya da kimyasal liflerden elde edilebildiği gibi, son dönemlerde yaygın bir biçimde elyaf tülbenti olarak, nonwoven (dokusuz yüzey) üretim teknikleri ile üretilmektedir.

Telaların kullanım amaçları:

Uygulandığı bölgede esnemeyi, kırışmayı önlemek ve şekli korumak, Yaka, klapa, manşet, pat, cep ve cep kapaklarına destek sağlamak; tok bir tuşe (dokunum) kazandırmak, bunlarda kıvrılmayı engellemek, Takım elbise ve paltolarda vücut bölümlerinin desteklemek, belirli bir şeklin verilmesi ve omuz bölümlerini birleştirmek, Düğme ve ilik alanlarını takviye etmek, Çeşitli kenar bölgelerde takviye ve düzgünlük sağlamak, Kemer ve bel şeritlerine sertlik ve destek vermektir. Tela denildiğinde algılanan kavram genellikle “Yapışkan Tela” dır. Yapışkan Tela: Bir yüzeyi yapışkan madde ile kaplanmış olan tekstil yüzeyi ile, onu kaplamada kullanılan reçinenin oluşturduğu malzemedir. Kaplama: Kumaşa tutunmayı sağlayan yapıştırıcı malzeme olup, ısıtıldıklarında eriyen soğuduklarında da başlangıçta sahip oldukları katı hale dönen sentetik reçinelerdir. Kumaş: Kaplamanın oturtulduğu tekstil yüzeyi olup dokuma, örme ve dokusuz yüzey (nonwoven) üretim teknikleri ile üretilirler.

1 Mayıs 2018 Salı

PANAMA DOKUMA ÖRGÜ

01:03:00 0
Şekil 1.7: Düzenli Panama Örgü Raporu

Panama Dokuma 

Bezayağı örgüsünde kullanılan bağlantı şeklinin iki veya daha fazla sayıda çözgü ve atkı ipliğine uygulanmasıyla panama dokuma elde edilir. Bu durumda iki veya daha fazla sayıda iplik yan yana aynı hareketi yapar. En çok kullanılan panamalar yan yana iki çözgü ipliğinin, yanyana iki atkı ipliği ile bağlantısından meydana gelen karelerdir. 
Panama örgüler, düzenli panama örgüleri ve düzensiz panama örgüleri diye iki gruba ayrılır. 

Düzenli Panama Örgüsü 

Atkı ve çözgü iplikleri eşit olan panamalara düzenli panama örgüsü denir. 
Düzenli panama örgüsü ile dokunan kumaşın dayanıklığı düşüktür. Gevşek ve gözenekli bir dokusu vardır. Ayrıca ipliklerin grup halinde hareket etmeleri nedeniyle kayma ve dokuda şekil bozukluğu oluşabilir. Düzenli panama örgüsü, kumaşın tersinde ve yüzünde aynı görüntüyü verir. Örgü raporundaki atkı ve çözgü sayısı eşittir. En küçük düzenli panama raporu, 4 çözgü ve 4 atkı raporundan oluşur. 
Düzenli panama örgüsü özellikle yünlü ve pamuklu dokumalarda tercih edilir. Elbiselik, spor ceketlik mantoluk kumaşların dokumasında kullanılır.

9 Mart 2018 Cuma

KUMAŞLARDA HAVA GEÇİRGENLİĞİ

02:24:00 0
Hava geçirgenliği (air permeability) kumaşın iki yüzeyi arasından dik geçen hava akış miktarıdır. TSE (1996) hava geçirgenliğini “deney alanı, basınç düşmesi ve zaman gibi şartları belirlenmiş bir deney parçasından düşey yönde geçen havanın hızı” olarak tanımlamıştır. 
Hava geçirgenliği ölçümleri belirli bir kumaş alanında standart basınç farklılıkları oluşturarak yapılmaktadır. Teknik bir tanımla, manometrede 10 mm’lik bir yükseklik farkına neden olacak basınçta 100 mm2 ’lik bir alandan bir saniyede geçen hava hacminin mm olarak ifadesidir. SI birimiyle cm3 /s/cm2 , mm/s olarak ifade edilen hava geçirgenliği giysi konforunu etkilemektedir. Hava geçirgenliği kavramı tekstil endüstrisinde kumaşın karakterini, özellikle de ürünün fonksiyonel performansını açıklarken teknik bir bilgi olarak çok sık kullanılmaktadır. Hava geçirgenliği yerine hava direnci kavramı da kullanılmaktadır.

Tekstil malzemelerinin hava geçirgenlikleri ve kumaş özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmak için yapılan pek çok deneysel çalışmada ölçümler, materyalin iki yüzeyi arasındaki akış miktarını belirlemeye yarayan hava geçirgenliği test cihazı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Hava geçirgenliği test cihazlarında genellikle Schifer ve Boyland (1942) tarafından geliştirilen hava geçirgenliği ölçerindeki temel prensip benimsenmiştir. 

Hava geçirgenliği test cihazı kullanılarak farklı kumaş yapıları için basınç değişimi ile akış miktarı arasındaki ilişki incelendiğinde ortaya çıkan farklılıklar kumaş yapı parametrelerinin hava geçirgenliğine etkisinin gözlemlenmesine yardımcı olmaktadır.
ksiyonel performansını açıklarken teknik bir bilgi olarak çok sık kullanılmaktadır. Hava geçirgenliği yerine hava direnci kavramı da kullanılmaktadır.

7 Mart 2018 Çarşamba

ÖRMECİLİĞİN TANIMI VE TARİHİ

22:55:00 0

Örmeciliğin Tanımı ve Tarihi 

Genel olarak örmeciliği, özel iğneler yardımı ile bir ipliğe ilmek şekli verilmesi suretiyle, bu ilmeğin kendinden önceki, sonraki ve yanındaki ilmeklerle bağlantı yaptırılarak yüzey elde edilmesi olarak tanımlayabiliriz. 
Teknik olarak bir başka şekilde ifade etmek gerekirse örmecilik, bir veya daha fazla iplik grubuna, örücü iğneler ve yardımcı elemanlar yardımıyla temel örgü elemanları formu verilip, bunlar arasında da enine ve boyuna yönde bağlantılar oluşturularak bir tekstil yüzeyi elde edilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. 

Bugünkü örme endüstrisinin temeli, dört yüz yıl önce 1589 yılında William Lee tarafından yapılan ilk mekanik örgü makinesine dayanmaktadır. Çorap örme üzerine geliştirilen bu ilkel tezgâhta geçerli olan örme prensipleri, günümüzün elektronik makinelerinde de aynıdır. 1758 yılında Jededaih Strutt yatay durumdaki iğne yatağına dik olarak ikinci bir iğne yatağını ilave ederek ilk çift yataklı örme makinesini, 1798 yılında Decroix Wise ilk yuvarlak örme makinesini ve 1863 yılında Q. V. Lamb ilk V-yataklı örme makinesini geliştirmişlerdir. Fakat bu alandaki en önemli gelişmeler son elli yılda gerçekleşmiştir.